Ezelden Beri Sıkılıyor Gibiyim! - Blogcu
html web counters
Ziyaretçi Sayısı



Ezelden Beri Sıkılıyor Gibiyim!

• 11/10/2006 - Aynalar

Tanıdığım, baktığım herkes ayna, nereye dönsem kime baksam kederli yüzler solmuş resimler görüyorum.Annemin yüz çizgilerinde, kardeşimin yorulmuş bedeninde, arkadaşlarımın gülüşlerinde, herkes de heryerde, dile getirmesi çok güç sadece beynimdeki bir resim.Resimleri anlatmak hep çok güç olmamışmıdır zaten...

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 25/4/2006 - SEVGİLİSİNİN ELİYLE ÖLENİN MEZARINA GİDİP DE AĞLAMA!

Birgün bitecek diye bekleme ey güzeller güzeli.Ölüp gideceğim, bitecek diye bekleme.

Bilmezmisin dünya fani hüznün baki!

Bilmezmisin akıp gitmeyecek bu hayat çeşmesi.

Sel olup yıkacağım diye ümit etme bu bendi,bilmezmisin Ağrı kadar kalın bu ebed bendi!

Bilmezmisin sancın fani,aşkın baki!

Bilmezmisin susmaz aşkla çalan bu ney'in sesi!

Bilmezmisin ey güzel yüzlü peri,sen mum bense pervaneyim.

Bilmezmisin yakan ateşindir beni!

YAN EY GÜZELLER GÜZELİ...

BİLMEZMİSİN BİTECEK IZDIRABIN, ÜFLENİNCE BENİ PERVANE EDEN, O ATEŞLERİN EN GÜZELİ!!!!!!!!!

 

                                      

                                                             

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 11/4/2006 - Vazgeçmek

Hayat üstümüze geldiğinde, yaşamakta, basit yaşamsal faaliyetleri yürütmekte zorlandığımızda neye sıgındığımızı ne gibi çareler bulduğumuzu(aşağı yukarı bunun gibi bişeyi) düşünüp duruyorum hep.

Sırf yaşamış olmak adına yaşayanlar için  geçerli olan bi soru bu, yüksek ideallere saplanılsada, biçarelikten yaşamış olmak için yaşamak.Anlamak güç, işte böyle saçma sapan şeyleri düşünüp duruyorum çoğu zaman ve çoğu zaman cevaplar bulmakta mümkün olmuyor.

Ama az önceki soruya kendimce bi cevap buldum; hayat üstümüze üstümüze geldiğinde yaşamayı nasıl başardığımız sorusunun cevabı vazgeçerektir bence.Evet vazgeçerek, şartlar bizi zorladığında bişeylerden vazgeçerek yaşamayı başarıyoruz.Nelerden mi? Kişiliğimizden, ideallerimizden, umutlarımızdan türlü türlü iyilikten güzellikten vageçerek.

Zora düştüğümüzde yalan söyleriz, kalp kırarız, torpil yaptırır, rüşvet veririz, kaba kuvvet kullanır hırsızlık yaparız, tabi kişiden kişiye göre değişir bunlar kimisi yalanı kimisi, kimisi kabalığı kimisi hırsızlığı seçer ama gariban insanoğlu illede bişeyleri seçer yaşamak için, seçmeyen azınlığında azınlığı olan kitleyse sıkışır yaşamla ölüm arasına.

Vazgeçip duruyoruz işte vazgeçip duruyoruz ideallerimizden, aslında insanlığımızdan insanlık onurundan, yapamam güçsüzüm yapamam nidalarıyla öldürürüz o muhteşem idealleri, şovalyelik bizdeki adıyla malkoçoğlu köroğlu bu nidalarla şehit düşer işte her çağda ve dahi her lahza!

Saçmaladım özür dilerim bağışlayın beni bu gün vazgeçmek arzusunda değilim işte bağışlayın beni

Bağışlayın!!!

  

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 20/3/2006 - ALIP BAŞIMI GİDECEĞİM................

Alıp başımı gitsem, unutup, unutulup yitsem.Ne benim namıma beyinlerde ne benden geriye dünyada kalmasa hiçbir şey. Buldum diye hıçkıra hıçkıra ağlayarak söylesem; buldum o yeri buldum gidiyorum!

İnanır inanmaz gideceğim var olduğuna o yerin.O yer var olur olmaz benim için, işte ben o gün heryerden silineceğim!!!

Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 14/3/2006 - Demedim mi?

Oraya gitme demedim mi sana?
Seni yalnız ben tanırım demedim mi?
Demedim mi bu yokluk yurdunda hayat çeşmesi benim
Kaynağın benim demedim mi?
Bir gün kızsan bana
Alsan başını yüzbin yıllık yere gitsen
Dönüp kavuşacağın yer benim demedim mi?

Demedim mi su görünene razı olma?
Demedim mi sana yaraşır otağı kuran benim ancak ?
Onu süsleyen, bezeyen benim demedim mi?
Ben bir denizim demedim mi?
Sen bir balıksın demedim mi?
Demedim mi o kuru yerlere gitme sakın?
Senin duru denizin benim demedim mi?

Demedim mi yolunu vururlar senin?
Demedim mi soğuturlar seni?
Oysa senin ateşin benim
Sıcaklığın benim demedim mi?
Türlü şeyler derler sana demedim mi?
Ölmezlik kaynağını kaybedersin ,
Yani beni kaybedersin demedim mi?
Söyle bunları sana hep demedim mi?

                                                             Hz. MEVLANA

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 12/3/2006 - Adalet Var Sadece Bazen Göremiyoruz:)))

Bir insan düşünün yaşı ilerlemiş(25'ini geçmiş  mesela)

Bu eleman günün 12 saatini çalıştığı iş yerinde geçiriyor  ve birçoğumuzun olduğu gibi işinde hiç de mutlu değil. İş zamanı hayattan hiç bi tat almadığını söyleyebiliriz yani. Sabah 8 akşam 8 çalışıyor.

Akşam evden geldiğinde saat aşağı yukarı 8:30-9:00 oluyor. Yemektir vs. dir saaat 10'u bulur.

Bu arkadaşın günde 7 saat uyuduğunu varsayarsak geriye zaruri ihtiyaçları da çıkarttığımızda en fazla 3 saati kalır.

İnsan diyoruz ne kadar kolay söylemesi insan....

Normal şartlar altında duyguları, acıları, sevinçleri vs. si olan robottan farklı bişey.En azından öyle olması gerekir. Ama ne yazıkki yukardaki anlatıya göre hiç de öyle değil. Günde kendisi için harcayabileceği, kederlenip,neşelenebileceği, kitap okuyup eğlenebileceği, belki film seyredip dolaşabileceği yada ne istiyorsa yapabileceği yanlızca 3 saat vakti olan bi insan.Tabi eğer işin yorgunluğundan bunları yapacak mecali kalmışsa!

Anlıycağınız bu arkadaşın hayatı yalan olur:))

Peki ne kalıyor geriye; hayattan alabileceği bişey olmayan bu arkadaşın elinde ne kalıyor?

Sadece bi şey kalıyor bu dünyada ömrü vefa ettikçe bu şeklide yaşamak ve öteki dünyaya umutla bakmak Peki ya olduya bu dünyada Cennet i garantileyecek bişey yapamadı isyankar oldu vs.. bi sebepten Cehennem' e şutlandı direkt o zaman ne olacak.

O zaman ADALET denen şeyin bu arkadaşa uğradığı söylenebilir mi?

Valla belki inanmayacaksınız bana tüm buları yazdıktan sonra ama söylenebilir. Benim inancım o ki adalet kesinlikle var hiçbir suç yada hiçbir hareket sonsuza kadar cezasız ya da sonuçsuz kalmaz.

Biz insanlar adaletin yokluğundan bahsedip dururuz nerde bu adalet nerde bu adalet?

Hep olması gereken yerde arkadaşlar hep olması gereken yerde sadece bazen biz onu göremiyoruz!!!!

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 10/3/2006 - Yaşamak İçin Bi Bahaneniz Vardır!!!

 

Arkadaşlarımdan bahsedicem size,yaşamak için her zaman bi bahanesi olan üç arkadaşımdan.

İlki sebepleri bizi ilgilendirmez daha önce adam öldürmüş(sayısı önemli değil), cana kıymış bir arkadaşım.Zaman zaman belkide öldürdüğü insanların gözünün önüne gelmesiyle vicdan azabı çeken bu arkadaşım çok yükseklerde olmasına rağmen yaşamın dallarına hiç de sıkı tutunmayan, ölümle sıkça dalga geçen kendini ölüme yaklaştıran bi insan!

İkinci arkadaşım yine sebepleri bizi ilgilendirmez, ağır depresif ruh haline sahip kederin dibine vurmuş her lahza ölümü ve ne yazıkki kendini öldürmeyi düşünen zavallı bi insan!

Üçüncü ve son arkadaşımsa belki ilk ikisinden daha kötü durumda olan; canından daha çok sevdiği ve asla sahip olmadığı sevgilisini belkide ebediyen kaybetmiş ve kaybetmeye mahkum olan bir aşk gazisi.Öyleki ölüm onun için hiçbir anlam ifade etmiyor zaten varolan tek şeyi yani sevgilisi; avuçlarının arasından hiç tutmadan yitip gitmiş yaşayan bir ölü.Zaten canından olmuş birine ölümden kork demek ne gaflettir!

Velhasıl-ı kelam bu üç arkadaşımda ölümden hiç de uzak değiller, ölümü bu kadar arzulayan bu üç insanı hayatta tutan şey nemidir?

NE BİLEYİM BEN:))

Bildiğim tek şey şu:

 

Adamda vursan,

Sevdiğinden de olsan,

Bu limanda demirliyorsun

Ve yaşama dört elle sarılmasanda,

En azından bir şekilde yaşayabilmek için

Bir bahane buluyorsun!!!!! 

Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Hakkımda

Şişede Durduğum Gibi Durmam Hiç...

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta
Blog RSS

Arkadaşlar

sessizofke01
tera
buzdanheykeller
luisvives
Sayfa Güncel Sayfa:1 Toplam:1
Son Sayfa |